24 Ekim 2008 Cuma

Kriz Karşısında Sendikalar Ne Yapıyor? (II)

Özgürce
24/10/2008


Geçen hafta bu köşede işçi ve kamu çalışan konfederasyonlarının krize yönelik açıklamalarına yer vermiş ve bunlardan hiç birinin kriz karşısında emekçilerin haklarını koruma konusunda herhangi bir somut öneri getirilmediğini, pasif konumlarını sürdürdüklerini vurgulamıştım. Ayrıca, krizin getireceği yıkım karşısında emekçiler için tek çıkış yolu olan birlikte mücadele konusunda konfederasyonlar böylesine pasifken umutlu olamadığım görüşümü de ifade etmiştim.Geçen bir hafta içerisinde konfederasyonlardan krize karşı yeni bir haber gelmedi. Ancak ETUC (Avrupa İşçi Sendikaları Konfederasyonu), Türk-İş, Hak-İş ve DİSK ile ortaklaşa bir konferans düzenlendi. Konferansın adı oldukça uzun ve ilginç: “Sivil Toplum Diyalogu-Ortak Çalışma Kültürü Aracılığı ile Avrupa Birliği ve Türkiye’den İşçileri Bir Araya Getirmek”. Avrupa ülkelerinden bazı sendikaların da katıldığı konferans “işçiler bir arada” adlı bir proje kapsamında yapılıyor. 22 ay sürecek proje için AB fonlarından 3 milyon avro ayrılmış. Başlangıçta KESK de bu projenin içindeymiş ama sonra çekilmiş.Kongrede söz alan konfederasyon yöneticileri kriz konusuna değinmiş ve geçen haftaki yazımda da yer verdiğim konfederasyonlarının resmi düşüncelerini tekrarlamışlar. ETUC Genel Sekreteri John Monks’da benzer biçimde krize karşı işçilerin birliğinden söz etmiş. Aslında benzer bir vurguyu Çalışma Bakanı Faruk Çelik de dillendirmiş.Uzun lafın kısası biz “sendikaların krize karşı mücadele stratejileri yok, emekçilerin birliği konfederasyonların bu zihniyetiyle sağlanamaz” diye dertlenirken onlar ETUC ve bakanın da katılımıyla bunu en üst düzeyde sağlamışlar bile(!)Evet, görüntü bizim boşa endişe ettiğimiz yönünde… Ama gelin görün ki yine de cevabını bulamadığımız bir takım sorular var. Bunlardan birincisi konfederasyonları bir araya getiren ve gerçekten işçi sınıfının en temel ve en acil ihtiyacı olan uluslararası dayanışmayı çağrıştıran bu proje ile ilgili. Her şeyden önce kapitalizme, emperyalizme karşı işçi sınıfının enternasyonel birliği bir proje ile sağlanabilir mi? Acaba Marx “dünyanın bütün işçileri birleşin” dediğinde aklına bunun bir proje konusu olabileceği gelmiş midir? Hadi Marx’a kadar gitmeyelim, kriz karşısında işçilerin haklarını çıkarlarını korumak üzere gerekli bir mücadelenin projelendirilerek gerçekleştirilebileceğini samimi olarak düşünen, buna inanan aklı başında bir tek kişi var mıdır?Hele ki bu proje, hemen tüm belgelerinde “serbest piyasa ekonomisine işlerlik kazandırmayı” temel hedef olarak kabul etmiş AB tarafından gerçekleştiriliyorsa… Nasıl oluyor da temel hedefi serbest piyasa olan AB, serbest piyasa anlayışından kaynaklanan bir kriz karşısında işçilerin mücadele etmesi için para ayırıyor, işçiler birlik olsun diyor?AB ve ETUC, Avrupa ve Türkiye işçi sınıfıyla dalga geçiyor…!Bu nereden mi belli? Sadece aklı başında tek bir kişinin bile inanmayacağı bu projeyi ortaya getirdiği için değil, düzenlediği konferansa verdiği isimden de belli. Neydi konferansın ismi: “Sivil Toplum Diyalogu-Ortak Çalışma Kültürü Aracılığı ile Avrupa Birliği ve Türkiye’den İşçileri Bir Araya Getirmek”. Kim sivil toplum, işçi sınıfı mı? Anlaşılan, AB yine işçi sınıfını, sivil toplum; sendikayı, sivil toplum örgütü olarak yutturmaya çalışan anlayışını burada da ortaya koymuş. Tabi ki sendikaları işlevsizleştirme aracı olarak hiç vazgeçemediği “diyalog” söylemiyle birlikte… Bunun üzerine bir de “ortak çalışma kültürü” diye bir şey uydurmuş. Kapitalist üretim tarzında emek vardır sermaye vardır. Sermaye emeği sömürmeye çalışır emekte buna karşı mücadele eder. Emekçi bu mücadeleyi yürütürken tek bir kültürü vardır; o da “işçi sınıfı kültürü”dür. İşçilerin uluslararası dayanışması da gerçekleşecekse yine bu kültür çerçevesinde gerçekleşir.Cevabını aradığım diğer soru da şudur: Türkiye’de işçi sınıfını temsil ettiğini iddia eden üç işçi konfederasyonun temsilcileri, AB’nin 3 milyon avroluk projesinin altında sevgili bakanlarını da yanlarına alarak “kriz için birlik” nutukları atarken, tam da aynı saatlerde kriz gerekçesiyle enflasyonun altında ücret dayatılan, çalışma koşulları esnekleştirilen; işten çıkartma ve ücretsiz izin ile tehdit edilen işçilerin mücadelesinde neredeler? Bakın, Birleşik Metal İş MESS’e karşı bir mücadele yürütüyor. Türk Metal’e üye işçiler Bosh’da, Tofaş’ta, Ford’ta “sendikalarına rağmen” mücadele gayreti içinde. Bunlar dışında aylardır sendikalı olabilmek için direnen işçiler var. Konfederasyon yöneticileri olarak onların yanında oldular mı hiç? Kendi konfederasyonlarınızdaki sendikaların birbiri ile dayanışması için ne yaptılar şimdiye kadar? SSGSS, İstihdam Paketi daha birkaç ay önce önlerinden geçip giderken, bakanın yanında poz vermek dışında ne yaptılar bu süreçte? Neredeydi birlik, mücadele anlayışları? AB projesi olunca, “sivil toplum”, “diyalog” denilince hemen koşup otel lobilerine sendikacılık yapmayı pek de iyi bilirler ama..!Her geçen gün emekçiler çok daha kötü koşullara sürükleniyor. Türkiye işçi sınıfının bu tutarsız, samimiyetten uzak tutumlarla kaybedecek vakti kalmadı!.. Konfederasyon yöneticilerine ya oturduğunuz koltukların gereğini yerine getirin ya da bırakıp gidin demenin zamanı gelmiş de çoktan geçmektedir bile!..

Hiç yorum yok: