5 Şubat 2010 Cuma

Yumurta Küfesinin Hesabını Kim Ödemeli?

05/02/2010
ÖZGÜRCE

31 Ocak akşamı TRT 1’de yayınlanan Enine Boyuna programında Başbakan’a gazeteciler soruyor: "TEKEL işçilerine, eczacılara, doktorlara, avukatlara yönelik çalışmalar bir dönüşüm. Bu dönüşüm iyi yönetilebiliyor mu, zamanlaması iyi yapılabiliyor mu?"


Başbakan yanıtlıyor: "Bunlar planlı, programlı işler, ertelediği zaman da ‘niye bu kadar ertelediniz?’ diye sorulacak” diyor ve devam ediyor: "Sırtımızdaki yumurta küfesi çok ağır. Bunu hafifletmemiz lazım. ’Acaba bu ne der, şu ne der’ diye bakarsak, hiçbir adımı atamayız. Bunlar ertelene ertelene gelecek kuşakların üzerine çok daha büyük yük olarak kalır, biz bunun kalmasını istemiyoruz".

Başbakana sorulan soru da bu soruya verilen cevap da çok önemli. Soruda işçilere, eczacılara, doktorlara avukatlara yönelik bir “dönüşüm”den söz ediliyor ve bu dönüşümün iyi yönetilip yönetilemediği sorgulanıyor. Başbakanın bu önemli soruya cevabı; bu dönüşümün planlı, programlı olduğu sırtlarına yumurta küfesi olarak yüklediği ve ertelendiğinde hesap sorulacağı şeklinde oluyor.

Bizim de aklımıza başbakanın sırtına bu “planlı, programlı” yumurta küfesini kimin yüklediği ve başbakanın ve hükümetinin kime hesap vereceği geliyor. Önce “bunlar ertelene ertelene “gelecek kuşakların” üzerine çok daha büyük yük olarak kalır, biz bunun kalmasını istemiyoruz" sözünü anımsayıp acaba başbakan, yükü çocuklarımızın üzerine mi bırakmak istemiyor? diye düşünüyoruz ama dönüşüm adına işçileri, eczacıları, doktorları, avukatları ve bilumum emekçi ve kamu hizmeti gören kesimi düşününce aklımız başına geliyor.

Öyle ya işçinin yani “gelecek kuşağın” anasının, babasının çok düşük ücretle çalıştığı için sağlıklı beslenememesi, iyi eğitim alamaması; iş kazalarına kurban gittiği için yetim kalması; güvencesiz olduğu için ve sağlık hizmetleri paralı olduğu için hastalandığında doğru dürüst tedavi olamaması çocuklarımızın geleceği üzerinden nasıl bir yükü kaldırır ki?

Demek ki başbakanın gelecek kuşaklara kalmasın diye hafifletmek istediği yumurta küfesinin ne bizim ne de çocuklarımız geleceğini daha iyileştirmekle ilgisi yoktur.

O halde sormak gerekiyor başbakana: Bu ülkede işçisinden memuruna, esnafından çiftçisine, işsizinden öğrencisine kadar toplumun çok büyük bölümünü açlığa, işsizliğe, güvencesizliğe iten bu “planlı, programlı işler” kimler tarafından organize ediliyor ve kimler tarafından önünüze konulup sonra da hesabı soruluyor? diye.

Bu soruya cevap olarak bizi iktidara getirenler denecektir elbette… Bu cevap kabulümüzdür. Ama sakın sözü geçen televizyon programında olduğu gibi “bizi TEKEL işçisi iktidar yapmadı, bizi milletimiz iktidar yaptı” masalı anlatılmasın. Başbakanın ve hükümetin içinde bulunduğu siyasi ve psikolojik bunalımda işçiyle milleti ayrıştırarak vaziyeti kurtarma gayretini anlayabiliriz ama özellikle TEKEL direnişinin hükümetin hiçbir zaman olamadığı kadar samimi ve gerçek olduğunu herkesin çok açık biçimde görmekte olduğunu da hatırlatmak isteriz.

Lafı uzatmadan biz söyleyelim, eğer sandıktaki oy olarak bakarsak, başbakanı ve partisini iktidara getirenler içinde TEKEL işçisi de kapanan SEKA’nın işçisi de taşeronda çalışan ya da işsiz olan emekçi de vardır. Ama iktidarın esas kaynağı ve yumurta küfelerini başbakanın sırtına koyarak, ondan hesap soranlar; bu toplumu açlığa yoksulluğa, işsizliğe ve güvencesizliğe sürükleyenler ABD, AB, DB, OECD ve IMF ile TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB gibi yerli patronların örgütleridir…

Son söz şunu hatırlatalım: TEKEL işçisi ve onun direnişiyle bütünleşen milyonlarca emekçi başbakan sırtındaki yumurta küfesinin hesabını ödesin diye açlığı, yoksulluğu ve güvencesizliği kabullenmeyecek, hesabı o yükü sırtına alanların ödemesi için mücadelesini sürdürecek ve kazanacaktır(!)

Hiç yorum yok: